Sıkça Sorulan Sorular

İnfertilite nedir?

Bir yıl boyunca düzenli cinsel ilişkiye rağmen çiftin gebelik elde edememesi infertilite olarak adlandırılır. Ancak gebe kalıp gebeliğini sonuna kadar devam ettirip bebeğini sağlıklı olarak kucağına alamayanlar (düşük, erken doğum, dış gebelik, bazen anne karnında gebelik kaybı)  da bu grup içinde yer almaktadır.

İnfertilite sık rastlanan bir problem midir?

Dünya üzerinde değişik topluluklarda yapılan araştırmalar infertilite’nin bütün toplumlarda %15-20 civarındadır.

İnfertil çiftlerde en sık rastlanan nedenler nelerdir?

İnfertilite yalnızca erkek ya da kadına ait bir problem olmayıp çiftlere ait problemdir. %15 çift de ise ne erkek ne de kadına ait bir sorun saptanamaz, bu duruma  “açıklanamyan infertilite” adı verilir.

Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon Aynı Şey midir?

Tüp bebek uygulamaları laboratuvarda sperm ve yumurta hücrelerinin bir araya getirilip elde embriyonun rahim içerisine transfer edilmesi olarak tanımlanır. Klasik yöntemler ile dölleme işlemi için yumurta hücresi ve belli sayıda sperm aynı ortama konarak kendi kendilerine döllenme olması beklenir, bu işleme in vitro fertilizilasyon (IVF) adı verilir. Mikroenjeksiyon (ICSI) ise, embriyo oluşumu için spermin yumurta hücresinin içerisine enjeksiyonu işlemidir.

Her infertil Çift İçin Tüp Bebek Tedavisi Şart mı?

Tedavi metodu hastaların değerlendirilmesi sonrasında hasta bazında tedavi belirleme ile kararlaştırılır. Elimizde olan kontrollü cinsel ilişki, aşılama (inseminasyon) ve tüp bebek olmak üzere 3 değişik tedavi yolundan birini; kadının yaşı, tüplerinin durumu ve sperm sayılarına göre seçiyor ve çiftin de onayını alıp gerekli bilgilendirmeyi yaptıktan sonra tedaviye başlıyoruz.

Çift Tedavi İçin Ne Zaman Başvurmalıdır?

Önceden bilinen ciddi bir problem yoksa 1 yıllık düzenli bir cinsel hayat sonrası gebelik olmazsa doktora gidilmeli. Ancak kadın 38 yaş ve üstü ise veya daha önceden bilinen örneğin bir sperm problemi, yumurtlama problemi veya tüplerde bir problem gibi bu durumlarda daha önce de doktora başvurulup fikir alınabilir.

Başvuru Sonrası Bizi Neler Bekliyor?

İlk başvuruda çiftin detaylı bir tıbbi geçmişi, önceki tetkik ve tedavi sonuçları incelenir. Sonrasında kadına bir jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır. Bulgular çift ile paylaşılıp genellikle yeni bir yola çıkmadan eksik testler istenir. Bir sonraki görüşmede istenen testler incelenir ve bunların ışığında tedaviye karar verilir, çiftin onayı da alındıktan sonra kendilerine tedavi şeması anlatılıp genellikle bir sonraki adet döneminin 2 ya da 3. Günü tedaviye başlamak için randevulaşılır.

Ne Tür Testler İstiyoruz?

Kadınlarda kanda hormon analizleri ve rahim filmi (Histero Salphingo Grafi – HSG) ve erkekte sperm analizi istenmektedir. Sonuçlar doğrultusunda daha sonra gerekli durumlarda genetik tetkikler vey apıhtılaşma testleri ve benzeri testler istenebilir.

 

Tedavi Ne Kadar Sürecek?

Hastaya uygulanacak tedavi protokolü doğrultusunda tedavi süresi değişmektedir. Uzun protokol uygulanan hastalarda tedavi süresi yaklaşık 1 ay sürmekte, kısa protokollerin uygulandığı hastalarda ise süre 17-20 gün arasında değişmektedir. Tedavi, uzun protokolde adetin 21. ci gününde, kısa protokollerde ise seçilen tedavi protokolü doğrultusunda adetin 2 veya 3 cü gününde başlamaktadır. Hastalar embriyo transferinden bir gün sonra normal hayatlarına dönebilir, seyahat edebilirler.

Başarıyı Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Sorulduğunda her tüp bebek merkezinde bir genel başarı oranı ifade edilmektedir. Ancak bu işlemde başarı oranları öncelikle çiftin bireysel durumları ile ilgilidir. Hep kabul edilen kadının yaşının başarıda en  önemli  faktör olduğudur. Genel geçer kurallara göre kadınlarda 38 yaş sonrası yumurtalık kalitesi ve rezerv yumurta sayısı yıllar içerisinde giderek azalmakta ve bu düşüş 40 yaş sonrası daha da dramatik olmakta ve 45 yaş genelde bu tedaviler için tavan olarak kabul edilmektedir. Ancak unutulmamalı ki her zaman istisnalar olacaktır. Örneğin bu yıl 46 yaşında bir hastamız kendi yumurtaları ile gebe kaldı ve gebeliği halen sağlıklı olarak devam etmekte. Veya 20’li yaşlarda olup neredeyse menopozda diyebileceğimiz hastalarımız var. Yani tekrar söylemek gerekirse kadının yaşı, tedavide ürettiği yumurta sayısı, erkeğin sperm sayısı ve yaşı özellikle gebelik elde edebilmek için en önemli kriterlerdir.

Rahim Filmi Gerekli midir, Ne Zaman ve Nasıl Çekilir?

Rahim filmi ya da histerosalpingografi (HSG flmi) bize rahimin içi ve tüplerin anatomik yapısı ve işlevselliği açısından detaylı bilgi veren en önemli tetkiktir. Özellikle rahim ile yumurtalıkları bağlayan tüplerin boyutlarının makara ipliği inceliğinde olması bu yapıların ultrason ile değerlendirilmesini zorlaştırmakta ve tüplere ait bozukluk ya da tıkanıklıkların görülmesine yetmemektedir.  Rahim içi gebeliğe engel olabilecek ya da düşüklere neden olabilecek durum ve yapıların değerlendirilmesi de HSG ile yapılabilmektedir. Rahim filmi sırasında kadının yüzde yüz gebe olmaması gerektiğinden adetin hemen bitiminde yapılması gerekmektedir (Adetin başlangıcından  itibaren 7-8 ci günde). Yaygın olarak HSG nin ağrılı olduğu bilinmektedir, ancak, doğru teknik uygulandığında hastaların anestezi almasını gerektirecek bir durum olmamaktadır.

Tüplerin Durumu ve Rahim İçi Hakkında Bilgi Verebilecek Başka Bir Yöntem Var mı?

Aynı bilgileri hatta daha da detaylı ancak daha zahmetli şekilde histeroskopi ve laparoskopi gibi cerrahi yöntemler ya da SIS (ultrasonografi eşliğinde vajinal yolla rahim içine serum fizyolojik vererek tüpleri ve rahim içini değerlendirme) rahim filmi (HSG) dışında kullanılabilecek diğer yöntemlerdir.

Yapılan Tedavilerin Anne veya Bebeğe Bir Zararı Var mı?

Tüp bebek uygulamalarına karar veren çiftlerde sıklıkla erken menopoz veya kanser riski sıklıkla sorgulanmaktadır.

Kadınlarda over rezervi (yumurta sayısı) doğuştan belirlenmiştir. Her adet döneminde de belli sayıda yumurta hücresi harekete geçer ancak sadece bir tanesi büyüyebilir. Tüp bebek tedavilerinde ise bizler dışarıdan verdiğimiz hormonlar ile bu hareketlenmiş yumurtalardan çok sayıda büyüme ya da olgunlaşmayı sağlıyoruz. Tedavi yapılsa da yapılmasa da o adet döneminde hareketlenen yumurta hücreleri döllenmediği zaman takip eden adet döneminde kanama ile atılacaktır. Bu nedenle uygulanan tedaviler erken menapoza yol açmamaktadır.

Tüp bebek tedavilerinde kullanılan ilaçlar yüksek düzeyde östrojen salgılanmasına neden olmaktadır. Yüksek östrojen salgılanması ise meme, yumurtalık ve rahim ve rahim ağzı üzerine etkilidir. Yapılan geniş kapsamlı çalışmalarda ise tüp bebek tedavilerinin uygulandığı hastalarda özellikle bu dört organ kanserlerinde artış saptanmamıştır.

Çalışmaların hemen hepsinde normal yoldan gebe kalanlar ile karşılaştırıldığında tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebeliklerde bebeklerde anomali görülme riski biraz daha fazla olarak saptanmaktadır. Ancak infertilite nedeniyle tedavi gören  çiftlerde normal yolla  gebelik elde edenler ile karşılaştırıldığında kromozom bozukluğuna taşıma riski daha fazladır. Bu nedenle bebeklerde görülen artış bu çiftlerin zaten taşıdığı risk nedeniyle mi görülüyor yoksa bu artış tüp bebek yöntemine mi ait bu problem daha henüz çözülemedi. Ancak biz pratikte tüp bebekle gebe kalmış gebeleri eğer anne-babada daha önce saptanmış bir özel genetik problem yoksa normal gebelik gibi takip ediyoruz ve çifte bu müdahale sonucu eklediğimiz tek riskin çoğul gebelik olduğunu düşünüyoruz.

Tüp Bebek Tedavisine Başlayan Çiftin Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?

Burada en önemlisi özellikle kadının sigara gibi yan etkisi kanıtlanmış alışkanlıkdan vazgeçmesi ilk ve en önemli adımdır. Ayrıca yine tiroid hastalıkları ve diabet-insulin direnci gibi metabolik problemlerin anne adayında araştırılıp düzeltildikten sonra gebelik için gayret edilmesi hem bebeğin sağlığı hem de işlem başarısı açısından önemlidir. Aşırı kilolu anne adaylarının kilo vermesi de  yine gebelik elde etme şansı ve gebelikte ortaya çıkabilecek problemler  açısından daha uygun olacaktır.   Tedavi sırasında en önemli şey tavsiye edilen tedaviyi zamanında ve doğru olarak uygulamaktır. Tedaviyi doğru ve zamanında uygulamaya dikkat etmeliyiz. İlaçlarla ilgili doktora danışmadan herhangi bir değişiklik yapmamalıyız.

Tüp Bebek Tedavisinde Vücutta Nasıl Değişiklikler Meydana Gelmektedir?

Tüp bebek tedavisi sırasında kadın hazırlanırken kullanılan ilaçlar daha fazla sayıda yumurta elde etmeye yöneliktir. Bu nedenle hızla büyüyen yumurtalıklar ve fazlaca salgılanan hormonlar nedeniyle karında şişkinlik, gaz, kabızlık, artan vajinal salgı, göğüslerde şişkinlik, halsizlik, yorgunluk, psikolojik değişiklikler (öfke veya hüzün) sıklıkla rastlanabilen değişikliklerdir. Bunlar tedavi ilerledikçe azalıp etkinliklerini yitirecektir. Kullanılan ilaçlar iştah artışı na neden olacağından tedavi sürecinde kilo almamak için sık ama az miktarda yemeye özen gösterilmelidir.

 

Sonucu ne zaman öğrenilir?

Embryo transfer günü hastalarımıza kanda   gebelik  testi( Beta HCG) yaptırmaları ve merkezimize iletmeleri gereken gün mutlaka belirtilmektedir. Bu tarih embriyo transferini takip eden 12. gün dür

Hergün iğne vurulacak mıyım? İğneler nasıl yapılacak? 

Yumurtalıkların geliştirilmesi aşamasında,  kullanılan protokole bağlı ortalama 10- 30 gün arasında iğneler kullanmak zorundayız. Bazen bu iğneleri ağızdan alınan tabletlerle birlikte vermekteyiz. Sevindirici haber ise, tüp bebek tedavisindeki iğneler yeni teknoloji ile üretilen, kişinin kendi kendine kolayca uygulayabildiği, şeker hastalarının kullandığı insülin iğnelerine çok benzer olmasıdır.

Tedavinize başlarken, tüp bebek ekibimiz tarafından  size enjeksiyonlar hakkında eğitim verilir. İlk uygulama beraber yapılarak kişinin kendine  enjeksiyon yapma korkusunun giderildiğine ve uygulamayı doğru anladığına emin olunur. Günlük yapılacak iğnelere ait bir ilaç kullanım çizelgesi verilir. Her geldiğinde ilaçları ve çizelgesi getirmesi istenerek doğru kullanım kontrol edilmektedir.

İğnelerin yan etkileri nelerdir? Çok kilo aldırır mı?

Tüp bebek tedavisiyle igili en çok doğru bilinen yanlış tedavideki kullanılan ilaçların çok kilo aldırdığı yanılsamasıdır, bu tamamen iştah artışı nedeni ile bu şekilde yorumlanmaktadır. Aslında tedavi sırasında özellikle büyüyen yumurtalıklara ve artan hormon düzeylerine bağlı olarak en sık olarak karnın alt kısmında gerginlik, aynı adet dönemi öncekine benzer göğüslerde büyüme hassasiyet, bazen sindirim ve boşaltım sistemine ait gaz, şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık gözlenebilmektedir. Günümüzdeki tedavi şekilleri yumurtalıkta çok sayıda yumurta gelişmesine bağlı olabilecek olumsuz sonuçları (OHSS gibi aşırı yumurtalık uyarılmasına bağlı karında çok şişme ve karın içi sıvı birikimi ) ön görebilmemizi ve gerekli önlemleri almamızı sağlamıştır.

Tedavi sırasındaki kontroller ne sıklıkta ? Her gün gelmem gerekecek mi ?

Tedaviye ilk başlanan gün olan adet kanamasının 2 ci veya 21 ci günü mutlaka kontrol yapılmasını ve tedaviye engel bir durum olmadığını görmek istiyoruz. Gereklilik halinde hormon analizleri için kan örneği alınması gerekebilir. Her hasta için değişmekle beraber yumurtaların ilaca cevabını ve rahmin durumunu değerlendirmek için iğnelere başladıktan 3-4 gün sonra 2. Kontrole çağrılacaksınız. Bu kontrolde ilaçların yeterli ve doğru dozda olup olmadığı kontrol edilir. Bazen 2. Kontrolde, bazen de 2-3 gün sonraki 3. Kontrolde ek iğneler başlanabilir, mevcut kullanılan iğnenin dozu değiştirilebilir. Genellikle 3. Kontrolden 2-3 gün sonraki  son kontrol olan 4. Kontrolde yumurtalar yeterli büyüklüğe ve sayıya ulaştı ise son tetikleyici iğne ( çatlatma iğnesinin) saati ve 36 saat sonraki yumurta toplama işleminin saati belirlenir. Çoğu kez hastalarımızdan bu son kontrolde yine hormon analizi için kan örneği almaktayız.  Yumurta toplama işlemi günü gelirken hem kadın hem erkeği ilgilendiren önemli noktalar vurgulanır (anestezi verileceği için kadının aç gelmesi, erkeğin cinsel perhiz süresi v.b.). Yumurtalıkların uyarılması süresince hasta ortalama 4 kez kliniğe gelmelidir

Her kontrolde eşimin olması gerekli mi?

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce tüp bebek ekibimizle  bir ön görüşme yapıldı ve hem erkek hem kadına ait  gerekli tetkikler istendi ve bunların  sonuçları değerlendirilip tedavi protokolü belirlendi ise genel yaklaşım, erkeğin  yumurta toplama işlemi gününe kadar, eğer uygun değilse eşinin muayenelerine katılmayabileceği yönündedir. Ancak elbette ideal olan kontroller sırasında eşiyle beraber bulunması, eşinin tedavisine dair gelişmeleri duyması ve bilgilenmesi, enjeksiyonlar ve tedaviye yeni başlanılan veya değiştirilen ilaçlarla ilgili eşiyle beraber eğitim almasıdır.

Yumurta toplama günü erkekten , elde edilen yumurtaları döllemek için mastürbasyon yoluyla örnek alınması gerekeceği için bulunması mutlaka gereklidir. Sağlık ya da sosyal nedenlerle erkeklerin yumurta toplama yumurta toplama günü hastanede bulunamayacak ciddi mazereti varsa, sperm örnekleri önceden alınıp dondurulabilir ve işlem günü çözerek mikroenjeksiyon için kullanılablir.

Meni de hiç sperm hücresi bulunmayan ( Azospermik ) veya çok az sayıda spermi olan hastalarımız, yumurta toplama günü veya bir gün öncesinde TESE veya benzeri cerrahi işlemle testislerden sperm bulunması işlemine girerler. Genellikle bu işlem öncesi prensip olarak, ” acaba işlemde kullanılabilecek sperm hücresine rastlayabilir miyiz ?” düşüncesi ile  sperm örneği alınır ve mümkün olduğu kadar cerrahi işlemden kaçınma gayretini göstermekteyiz. Sperm bulunamaması durumunda ekimizdeki ürolog tarafından önce TESE denen cerrahi örnek alma işlemi, sonrasında eğer dokuda sperme rastlanırsa yumurta toplama işlemi yapılmaktadır. Bu durumda erkek hastalarımıza da aynen eşleri gibi anestezi verilmektedir.

Menide çok az sayıda sperm hücresi bulunan hastalarımızdan , ” yumurta toplama günkü örnekte hiç sperm çıkmazsa “ düşüncesi ile önceden sperm alınıp dondurularak bir “sperm havuzu – pooling” oluşturulur. Bu işlem genellikle eşlerinin kontrole geldiği günlere organize edilir.

Yumurta toplama işlemi nasıl bir işlemdir ? Canım çok acıyacak mı?Hastanede ne kadar kalacağım?

Tüp bebek kliniğimizde tüm yumurta toplama işlemleri , hastalarımızın hastaneye yatışları yapılarak, tüp bebek laboratuvarı içindeki işlem odasında “ derin sedasyon “  altında yapılmaktadır. Derin sedasyon anestezi içerisindeki en hafif işlemlerden biri olup, hastanın derin uykuda olduğu düşünülmelidir, hasta derin sedasyon altında  ağrı hissetmez ancak bilinci kapalı değildir. İşlem öncesinde hastaneye mutlaka  6 saatlik açlık  ( sıvı alımı dahil olmak üzere) ile gelinmesi gerekmektedir. Yumurta toplama işlemi jinekolojik muayene pozisyonunda vajinal yoldan, ultrason probuna iliştirilen uzun ve ince bir  iğne ile vajina üst -yan duvarından direk olarak büyümüş yumurtalıkların içine girip , yumurtaların içinde bulunduğu folikül sıvısının aspirasyonu esasına dayanır. Yumurtalıklardan çekilen bu folikül sıvısı embriyolog tarafından mikroskop altında incelenip yumurta aranır. Embriyolog her bulduğu yumurtayı işlemi yapan doktora haber verir, doktor da gelen habere göre diğer yumurtaları almaya devam eder. İşlem en fazla 15-20 dakika sürmektedir. Yumurta sayısı işlem süresini belirler. Hastalarımıza işlem sırasında anestezi doktoru tarafından gerekli antibiyotik ve ağrı kesiciler damar yoluyla uygulanmaktadır. İşlem bitince sedye ile istirahat edecekleri odaya alınan hastalarımızı en az 2 saat takip etmekteyiz. Bu süre içinde hala ağrı yakınması olan hastalarımıza ek ağrı kesiciler uygulayıp , kanama kontrolü yapmakta ve anesteziye bağlı tansiyon düşmesi,  baş dönmesi, sersemlik gibi yan etkilerin  tamamen geçtiğine emin olarak hafif bir öğün yapmaları da sağlanarak taburcu edilir.

Yumurta toplama işlemi günü araba kullanabilir miyim? İşe geri dönebilir miyim? İstirahat şart mı?

İşlem anestezi altında gerçekleştirildiği için, hastalarımızın hastanemizden ayrılırken kendilerini çok iyi hissediyor olsa bile, reflekslerinin anestezi nedeniyle zayıflayabileceği gerekçesi ile araba kullanmasını , dikkat gerektiren işler yapmalarını, ilerleyen saatlerde tekrar başlayabilecek regli ağrısına benzer ağrı ihtimali nedeniyle işe geri dönmeleri önerilmemektedir. İşlemden sonra evde istirahat tavsiye edilen hastalar ertesi gün normal hayatına geri dönebilmektedir.

Yumurta toplama işlemi sonrası nasıl bir süreç başlıyor? Nasıl bilgi alacağım?

Yumurta toplama 1-2 saat sonrası , tüp bebek laboratuvarımızdaki yumurtaları çevreleyen “ kümülüs” hücrelerinden ayrıştırılır ve yumurtaların olgunlukları ve yapıları incelenir. Erkekten alınan sperm örneği değerlendirilir ve inseminasyon (dölleme) işlemine uygun şekilde hazırlanır. Yapısı iyi, olgun her bir yumurtaya bir sperm enjekte edilir (mikroenjeksiyon). İşlem yapılan yumurtalar özel kültür sıvıları içinde, ısısı, nemi ve gaz oranı rahim içi koşulları taklit eden “inkübatör” içine alınarak ertesi gün beklenir.

Laboratuarımızda haftanın 7 günü bir gün önceki mikroenjeksiyon yapılmış yumurtaların döllenme kontrolleri  ve daha önceki günlerde işlem yapılan hastaların embriyo kontrolleri sabah erken saatte yapılmakta ve embriyolog veya doktor ekibimizce hastalarımız aranarak günlük bilgi akışı sağlanmaktadır. Ekibimizin doktorları ve embriyologlarının ortak kararı ile embriyo transfer günü ve  zamanı, hangi embriyo veya embriyoların transfer edileceği saptanıp yine bu bilgiler hastalarımıza iletilmektedir.

Yumurta toplama işleminden sonra da kullanacağım iğne -ilaç var mı  ?

Yumurta toplama işleminden sonra, tüp bebek ekibimizin doktor veya hemşireleri tarafından size kullanmanız gereken ilaçlara dair bir reçete iletilecektir. Eğer doktorunuz size taze embriyo transferi yapmayı planladı ise , yani yumurta toplamadan 3-5 gün içinde embriyo veya embriyoların rahme yerleştirilmesi söz konusu ise , rahmi gebeliğe hazırlayıcı ilaçların başlanması gereklidir. Ancak iyi haber ise bu ilaçlar ağızdan ve/veya  vajinal yoldan kullanılan türden olup, genellikle artık iğne kullanımı bitmektedir. Bu ilaçların toplamadan hemen sonra veya ertesi gün nasıl kullanılacağı size detaylıca anlatılacaktır. Embryo transfer günü ilaçlarınızı kullanarak gelmeniz gerekmekte, transfer sonrası da yine çok dikkatlice ilaçlara gebelik testine kadar devam etmeniz beklenmektedir.

Embryo transferi nasıl bir işlemdir? Yine anestezi alacak mıyım? 

Emriyo transferi ortalama 3 ila 5 gün gelişimleri yakından takip edilen embriyoların, hastalarımız için en uygun ve en yüksek gebelik oranı sağlayacak günde ve en iyi gelişenleri seçilerek, doktorunuz tarafından rahime yerleştirme işlemidir. İşlem genellikle ağrısızdır ve anestezi gerektirmez. Çok nadiren jinekolojik muayeneyi çok az tolere edebilen, kasılan hastalarımıza işlem için anestezi verilmesi mümkün olmaktadır. İşlem günü normal kahvaltı veya öğle yemeğinizi yiyerek ve ilaçlarınızı kullanarak gelmeniz tavsiye edilir. İşlemin kolay ve ağrısız yapılabilmesi için mesanenizin (idrar torbası) dolu olması gerekmektedir. Bu nedenle işlemden 1-2 saat önce 1-2 litre su veya sıvı alma suretiyle , işlem esnasında  mesanenizin dolu olması sağlanacaktır. İşlem doktor tarafından yine jinekolojik muayene pozisyonunda ve ultrason eşliğine yapılır. Yardımcı tüp bebek hemşireleri veya doktor karnınızdan ultrason ile transferi yapacak doktora rahmi çok detaylı olarak gösterir. Doktor vajinaya “ spekulum” dene rahim ağzını görmeye yarayan muayene aletini uygular ve bu sırada embriyolog “ kateter” denen çok ince plastik bir boru içine embriyo veya embriyoları yükleyerek doktora getirir. Doktor bu kateteri rahim ağzından, rahimin içine doğru ultrason eşliğinde kateteri görerek ilerletir ve rahimin en uygun noktasına embriyoları bırakır, kateteri geri çıkarır ve vajinadaki spekulumu çekerek işlemi sonlandırır. Toplamda işlem  5-10 dakikalık olup hastalarda çoğunlukla hiç ağrı gözlenmez. Sadece hastaların idrar sıkışıklığına bağlı hafif rahatsızlıkları olabilmektedir. Transfer bitiminden sonra hastalarımız dinlenecekleri odaya sedye ile götürülerek 30-60 dakika yatakta dinlenmeleri önerilir. Çok sıkışan ve idrar yapma ihtiyacını erteleyemeyecek hastaların tuvalete gitmesinde hiçbir sakınca yoktur. Toplam 1-1.5 saat dinlendirilen hastalarımız, ilaçlarla ilgili son tembihler, transfer sonrası dikkat edilecek noktalar ve gebelik testi tarihi ile ilgili bilgilendirildikten sonra hastaneden ayrılabilirler.

Embriyo transferi sonrası nelere dikkat etmeliyim? Hep yatmak gerekli midir ?

Tüp bebek tedavisiyle ilgili çok yaygın olarak doğru bilinen bir yanlış da embriyo/embriyoların rahime tutunması ve gebeliğin gerçekleşmesi için transferden sonra devamlı yatak istirahatının  daha iyi olacağı düşüncesidir. Elbette bu dönem dikkatli ve titiz  olmayı gerektirmektedir ancak yapılan hiçbir bilimsel çalışma devamlı yatmanın sonuçları daha olumlu kıldığına dair veriye rastlayamamıştır. Sonuç olarak yatak istirahati ile gebelik arasında ilişki yoktur. Bu dönemde hastalarımıza önerilen ilaçları çok dikkatlice kullanmayı, ağır fiziksel aktivite ve spordan, cinsel ilişikiden, ağır yük kaldırmadan kaçınmalarını önermekteyiz. Ancak ev içi hafif işler, hafif tempolu kısa yürüyüşler veya çok ciddi efor gerektirmeyen meslekleri varsa işe geri dönmelerinde hiçbir sakınca olmadığını altını çizerek belirtmekte fayda vardır. Tüp bebek tedavisindeki en sıkıntılı dönem transfer sonrası gebelik sonucunun beklendiği 10 -12 günlük dönem olduğundan hastanın normal hayatına geri dönmesi psikolojik açıdan kendisini rahatlatacaktır.

Embriyo dondurma işlemi nasıl ve kimlere uygulanır? Benim embriyolarım dondurulacak mı ?

Tüp bebek kliniğimizde çok sıklıkla embriyo dondurma ve dondurulmuş embriyoları çözerek transfer etme yöntemini uygulamaktayız. Dondurduğumuz embriyolar çok başarılı bir şekilde ( %80-90 oranında canlılığını geri kazanarak ) çözülmekte ve aynı dondurulduğu günkü kalitesine ulaşabilmekte hatta daha ileri gelişim evresine geçebilmektedir.

2000 li yılların ilk yarısındaki embriyo dondurma yöntemlerinin farklı olması nedeniyle , tüp bebekle uğraşan klinisyen ve embriyologlarda dahi olan “ Taze embryo transferi başrısı daha iyidir, embryo donarken ve çözülürken zarar görebilir “ düşüncesi , özellikle  2006 dan sonra “vitrifikasyon” yönteminin geliştirilip yaygınlaşması ile nerdeyse  tamamen tarihe karışmak üzeredir. Günümüzde tam tersine “ dondurulmuş-çözülmüş embryoların transfer edilmesi ile gebelik oranı daha mı yüksek” görüşünü destekleyen pek çok bilimsel çalışma ve yayın söz konusudur, ancak hala bu konuda bir üstünlük gösterilememiştir.

Kliniğimizde sıklıkla  aşağıda belirtilen  durumlarda  embriyo dondurmayı uygulamaktayız:


Transfer sonrası iyi kalitede embriyoların bulunması özellikle sonucun negatif olduğu hastalarımızda  1-2 ay içinde donmuş embriyoları ile çok daha zahmetsiz bir yolla tekrar deneme yapabilme şansına sahip olur. Sonucun pozitif olduğu hastalarımız da 5 yıl içinde  tekrar çocuk sahibi olmak istediğinde dondurulmuş embryoları ile yeni bir gebelik imkanı kazanır. Dondurma süresi 5 yıl sonrasında isteğe bağlı olarak dilekçe verilerek senelik olarak uzatılabilir.

Tüp bebek tedavisi sırasında karşılaşılan bir sorun üzerine mevcut tüm embriyoları dondurma 

Yumurtalıkların aşırı uyarılması, çok fazla sayıda yumurta gelişmesi ve kan Estradiol değerinin aşırı yükselmesi durumunda hastalarımızın sağlığını koruma amaçlı o ay yumurta toplama işlemi yapılıp mevcut tüm embriyoları dondurup, hastalarımızın adet gördükten ve ilaçların olumsuz etkilerinden arındıktan sonra embriyo transferini dondurulmuş embriyoları çözerek gerçekleştiriyoruz.

Yumurtalıkların beklenenden az geliştiği, zayıf cevaplı olgularda, istediğimiz sayı ve kalitede embriyo elde edene kadar , yumurtalıkları tekrar uyarma ve toplama işlemine karar verebiliyoruz. Her toplama sonrası  oluşan  embriyoları dondurarak biriktirip , embriyo havuzu oluşturabiliyoruz.

Rahimle ilgili tüp bebek tedavisi sırasında ortaya çıkan sorunlarda (istenenden az rahim iç zarı kalınlaşması, polip veya myom gibi rahim iç yüzeyini etkileyebilecek oluşumlar, rahim içinde sıvı izlenmesi gibi) yine tüm embryoları dondurup, rahimle ilgili sorunu giderdikten sonra transferi planlıyoruz

Embriyolarına Genetik analiz yapılan hasta grubunda embriyo dondurma

Preimplantasyon genetik tanı planlanan hastaların embryolarını 5. Güne kadar takip ederek blastokist evresinde, embriyodan biyopsi alıp (hücre örneği) hemen donduruyoruz. Alınan hücre örnekleri genetik merkezinde kromozom yapısı veya hastalık taraması için  en kapsamlı analizden geçerken gerekli 2-3 haftalık süre içinde embriyolarımızı dondurulmuş olarak saklıyor ve genetik merkezinden sağlıklı olarak bildirilen embriyoları çözüp transfer ediyor, sağlıklı olmayanları imha ediyoruz.

Çeşitli tıbbi veya sosyal nedenlerle çocuk sahibi olmayı erteleyen çiftlerde “ Embryobanking” amaçlı embriyo dondurma

Günümüzde çok çeşitli nedenlerle anne baba olma planı daha ilerleyen yaşlara ertelenebilmektedir. Bazı kanser türleri ise hem kadında hem erkekte maalesef  çok erken yaşlarda yani üreme çağında görülür hale gelmiştir. Nedeni ister sosyal ister  tıbbi nedenlerle olsun, bu hastaların üreme potansiyelini ileriki yıllar için saklamak amacıyla hem embriyo, hem de üreme hücrelerini ( yumurta veya sperm) dondurup sağlıklı bir şekilde yıllarca saklayabilmekteyiz.

 

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Facebook
Facebook
Instagram
YouTube
Twitter
Google+
http://livtupbebekklinigi.com/sss">