Genetik

EMBRİYOLARDA GENETİK İNCELEME

Daha fazla genetik bilgi, daha sağlıklı bir nesil

İnsan vücudu, embriyonun ana rahmine ilk tutunmasından sonra tek bir hücrenin çoğalması ile meydana gelir. Bu tek hücrenin; başlangıçta bölünerek çoğalması, sonrasında farklılaşarak insan vücudunu oluşturması ve daha sonra da sağlıklı gelişebilmesi her bir hücre çekirdeği içerisinde bulunan kromozomlar (genetik yapılar) sayesinde mümkündür. Sağlıklı bir bireyde her hücrede 46 tane kromozom vardır ve bunun yarısı yumurta hücresi ile anneden diğer yarısı da sperm hücresi ile babadan gelmektedir.

Kromozomlardaki sayısal ya da yapısal bozukluklar gebelik döneminde sıklıkla düşükle sonuçlanmakta, doğuma kadar ulaşan gebeliklerde ise bebeklerde zeka geriliği ve/veya fiziksel bozukluklara neden olmaktadır. Bunlardan en iyi bilinen, en hafif düzeyde seyreden ve bu nedenle de sıklıkla doğuma kadar ulaşan sayısal kromozom bozukluklardan birisi Down Sendromu’dur. Benzer olarak, kromozomlarda meydana gelen yapısal eksiklik ve fazlalıklarının bir çoğu doğum sonrasında ciddi fiziksel anomaliler ve zeka geriliği ile seyretmektedir. Ayrıca, bebeğin anne karnında ölmesine veya gebeliğin düşükle sonuçlanmasına neden olmaktadır. Yapısal kromozom hastalıkları ile ilgili en büyük sıkıntı ise yüz binler ile ifade edilebilecek farklı türünün olması ve bunların saptanmasındaki tıbbi zorluklardır.

Bebeklerde görülen bu tür kromozom hastalıklarının, anne veya babada bulunan kromozom hastalığı taşıyıcılığı veya belirti vermediği için dengeli kromozom bozukluğu (translokasyon, inversiyon vb.) olarak ifade edilen genetik bozukluklardan kaynaklanabileceği gösterilmiştir. Ancak, bebeklerde gözlenen kromozom hastalıkların çok büyük bir kısmında problemin kaynağının anne babadaki kromozom bozukluğu OLMADIĞI gösterilmiştir. Aksine, anne ve baba adayının kromozomları normal olmasına rağmen sıklıkla bu kişilerin üreme hücrelerinde meydana gelen kromozom bozukluklarından kaynaklandığı saptanmıştır.

Günümüzde, kısırlık nedeniyle tüp bebek uygulamasının yaygın olarak yapılması bu konudaki araştırmaları arttırmıştır. Çalışmalarda; ileri anne yaşı, tekrarlayan tüp bebek denemelerinde başarısızlık, tekrarlayan gebelik kayıpları, şiddetli erkek kısırlığı gibi durumlarda çiftlerin embriyolarında normalden çok daha yüksek oranlarda (%50-60) kromozom bozukluğu meydana geldiği saptanmıştır. Bu durum, kromozom bozukluklarının henüz embriyo aşamasında tanımlanmasının önemini ortaya koymuştur. Bununla bağlantılı olarak, 1998 yılından itibaren embriyolarda genetik tanı dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Tüp bebek yöntemleriyle geliştirilen embriyolarda genetik incelemeler yapılması işlemine “embriyoda genetik tanı – Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)” adı verilmektedir. Gebelik öncesi genetik tanı adı da verilen bu işlem; yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında döllenmesi sonucunda gelişen embriyolar dan 1 adet hücre alınması ile gerçekleştirilmektedir. Alınan hücrelerde özel yöntemler kullanılarak doğacak bebekteki sayısal kromozom bozukluklarının tanısı yapılabilmektedir. Böylece, anne adayına sağlıklı embriyolar transfer edilerek gebelik şansı arttırılmakta, düşük ihtimali azaltılmakta ve sonuç olarak sağlıklı bebeklerin doğma şansı arttırılmaktadır.

Kullanımı 1998 yılında yaygınlaşan PGT işlemi için ilk zamanlarda FISH yöntemi kullanılarak sadece beş farklı kromozom (13, 18, 21, X, Y veya 13, 16, 18, 21, 22) incelenebilmekte iken bu sayı daha sonraki yıllarda dokuz kromozoma kadar yükselmiştir (13, 15, 16, 17, 18, 21, 22, X ve Y). Son yıllarda yapılan çalışmalar sonrasında FISH yönteminin yanı sıra mikroarray (aCGH) adı verilen ikinci bir teknik daha geliştirilmiştir. Aslında, klasik CGH, uzun yıllardır hem anne karnındaki bebeklerin hem de doğum sonrasında genetik hastalık saptanan bireylerin incelenmesinde hatta kanser hastalarında kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntem, zamanla mikroarray teknolojisine adapte edilmiş (aCGH) ve böylece daha fazla kromozom bozukluğunun çok daha güvenli olarak saptanabilmesi sağlanmıştır. Yaklaşık 2 yıl önce bu yöntem bir adım daha ileri taşınmış ve embriyolar ana rahmine konmadan önce 24 kromozomun sayısal olarak incelenmesi mümkün hale gelmiştir. Son yıllarda ise aCGH daha da geliştrilip NGS (Next Generation Sequencing) tekniği ile tüm kromozomlarda incelemeler yapılmaktadır.

NGS ile 24 kromozom incelemesinin aşamaları: 

  • Trofektoderm biyopsi ile 3-4 adet hücre alınması (5. günde)
  • Tüm genetik yapının çoğaltılması
  • NGS uygulanması
  • Özel bir cihaz ile analiz sonuçlarının değerlendirilmesi
  • Sayısal kromozom bozukluklarının tanımlanması

Preimplantasyon genetik tarama (PGS) adı verilen bu yöntem ile tüp bebek hastalarında normal kromozom sayısına sahip embriyolar saptanabilmekte ve bu embriyoların transferine bağlı olarak ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olma şansları ciddi oranlarda artırılmaktadır. Ayrıca, gebelik kaybı yaşama riski azaltılarak aileler psikolojik ve fiziksel travmalardan da korunabilmektedir.

NGS ile 24 kromozom incelemesinin avantajları: 

  • Yüksek gebelik oranı
  • Azalmış düşük oranı
  • Artmış doğuma ulaşan gebelik oranları
  • Tek embriyo transferine bağlı yüksek riskli çoğul gebeliklerde azalma

Son yıllarda bu alanda yeni teknolojilerin geliştirmesi ile embriyoların genetik yapısı ile ilgili çok daha fazla bilgi edinmeyi sağlayan test kitleri üretilmeye başlanmıştır. Son olarak; Oxford Gene Technology (OGT) tarafından 2014 yılında embriyoda genetik tanı için yeni kitler geliştirilmiştir. “CytoSure™ Embryo Screen Array” adı verilen bu kitler, şu anda dünyada embriyoların genetik yapısının incelenmesinde kullanılanlar içerisinde en fazla genetik bilgiye ulaşmamızı sağlayan kitlerdir. Bu kitler yardımıyla, sayısal kromozom bozukluklarının yanı sıra genetik materyalde eksilme ve artış gibi olası binlerce yapısal kromozom bozuklukları da saptanabilmektedir.

OGT – CytoSureTM Single Cell Aneuploidy Array kitinin avantajları 

  • Diğer kitlerin aksine daha gelişmiş bir teknolojinin (uzun oligonükleotid prob) kullanılması
  • Diğer kitlerden (6.000) çok daha fazla noktanın (60.000) incelenmesi. Bu nedenle daha yüksek hassasiyete ve güvenilirliğe sahip olması
  • Sayısal ve yapısal kromozom bozukluklarının aynı anda tanımlanması
  • Translokasyon, inversiyon vb kromozom bozukluğu taşıyıcısı çiflerde de kullanılabilmesi

Bu test; çözünürlüğünün altında kalan parça kopmaları ve artışları ile mozaisizm, tek gen (DNA) hastalıkları ve Uniparental Dizomi (UPD) için bilgi verici değildir. Kullanılan tekniğe ve alellerden birinin amplifiye olamama(ADO) olasılığına bağlı olarak %5 oranında yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuç alma riski mevcuttur. Prenatal tanı yöntemlerinden birinin (CVS, Amniyosentez veya Kordosentez) kullanılarak teşhisin doğruluğunun onaylanması gerekmektedir.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Facebook
Facebook
Instagram
YouTube
Twitter
Google+
http://livtupbebekklinigi.com/genetik">